Şanlıurfa'da tarihe karşı işlenen sessiz suç!
'Tarihe saygı, ona nefes alacak alan bırakmak, onu ticaretin ve günübirlik telaşların gürültüsüne kurban etmemektir'
03 Nis 2026 - 15:29
YAYINLANMA
Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi'nin Kuyumcular Çarşısını yıkarak yeni bir çehre kazandırdığı Haşimiye Meydanında görüntü kirliliğinin önüne geçilemiyor.
Çiftehan'la Haşimiye meydanı arasında kasapların bulunduğu bölgede kirlilik görüntüleri dışında tarihi Attar Pazarı girişinde bulunan Pazar Camisinin silüetinin kapatılması da eleştiri konusu oluyor.
Siverekli içerik üreticisi Faruk Ulusoy bu konuda, ''Mirasın Üzerine Çöküş: Minareyi Göğe, Ayıbı Yere Hapsettik'' başlığı altında dikkat çekici bir yorum paylaştı.
''Kentin hafızasına bakıyorum ama gördüğüm tek şey, estetik bir körlük ve tarihe karşı işlenen sessiz bir suç'' diyen Ulusoy, şu ifadeleri kullandı:
''Karşımızda duran o mağrur minare, yüzyılların hikayesini anlatmak için göğe uzanıyor; peki ya onun eteklerine, dizlerine kadar sızan bu tabela kirliliği, bu gelişigüzel kurulmuş tenteler neyi anlatıyor?
Tarihe saygı, sadece bir taş kütlesini yıkmamak değildir. Tarihe saygı, ona nefes alacak alan bırakmak, onu ticaretin ve günübirlik telaşların gürültüsüne kurban etmemektir.
Biz bugün minareyi görüyoruz ama caminin ruhunu, o tarihi dokunun asaletini plastik brandaların ve "kebapçı" tabelalarının altına gömmüşüz.
Bir turist buraya geldiğinde neyi görecek?
Yüzyıllık bir taş işçiliğini mi, yoksa düzensizliğin yarattığı o görsel kaosu mu?
Ecdadın mirasını mı, yoksa bizim o mirası korumayı beceremeyen estetik yoksunluğumuzu mu?
"Eski" olanı "eskimiş" muamelesi yaparak koruyamazsınız. Bir yapının etrafını dükkanlarla, tabelalarla, düzensiz yapılarla kuşatmak; o yapıyı bir hapishaneye mahkum etmektir.
Biz sadece minareyi değil, o meydanın kimliğini de kaybetmişiz.
Şunu unutmamalıyız: Tarih, ticaretin reklam yüzü değildir. Eğer o taşların dili olsaydı, bugün üzerlerine asılan her tabelada biraz daha utandıklarını söylerlerdi.
Bir şehri "kadim" yapan binaların çokluğu değil, o binalara gösterilen nezakettir. Ve biz bugün, o nezaketi plastik tentelerin altında kaybetmiş durumdayız.
Gelecek nesillere "bir zamanlar burada güzel bir cami vardı ama biz onu görünmez kıldık" demek istemiyorsak; bu görsel işgale son vermeli, tarihimizi hak ettiği o temiz ve vakur görünüme kavuşturmalıyız''
Kaynak :
Baraj gazetesi
YORUMLAR
İLGİNİZİ
ÇEKEBİLİR