Grip olduğunu düşündü doktora gitmedi: Hayatının şokunu yaşadı
Gribal enfeksiyon geçirdiğini düşünen ancak yapılan tetkikler sonucu 4. evre kanser tanısı konulan 23 yaşındaki Talha Taşpınar, Ankara Atatürk Sanatoryum Eğitim ve Araştırma Hastanesi Göğüs Cerrahisi Kliniği’nde yapılan başarılı ameliyatla sağlığına kavuştu. Doç. Dr. Ömer Faruk Demir, ameliyatın dünyada çok nadir ameliyatlardan biri olduğunu belirterek, ana toplardamarlardan birinin içine de yayılan yaklaşık 14 santimetre büyüklüğündeki tümörü aldıklarını söyledi.
Gribal enfeksiyon geçirdiğini düşünen Talha Taşpınar (23), rahatsızlığı aylarca geçmeyince bir sağlık kuruluşuna başvurdu. Yapılan tahlil ve tetkikler sonucu 4. evre kanser hastası olduğunu öğrenen genç şok yaşadı. Taşpınar, bir yakınının tavsiyesi ile Ankara Atatürk Sanatoryum Eğitim ve Araştırma Hastanesi Göğüs Cerrahisi Kliniği’ne başvurdu. Burada Doç. Dr. Ömer Faruk Demir ve ekibi tarafından Taşpınar’a tekrar çeşitli tahlil ve tetkikler yapıldı. Ameliyatın çok riskli olduğu ancak yaşı genç olduğu için bunu kaldırabilme ihtimali yüksek olduğu belirtilen Taşpınar, kabul etmesiyle Doç. Dr. Ömer Faruk Demir ve ekibi tarafından ameliyata alındı. Yaklaşık 6 saatlik ameliyatla tümör alınan ve 2 gün yoğun bakımda kalan genç, sağlığına kavuşmasıyla mutluluk gözyaşları döktü.
"Üşüttüğümü düşündüm"
Hastalanma sürecini anlatan Talha Taşpınar, ’’Bu süreçte sürekli bir öksürme oluyordu bende, iştahsızlık vardı. Yiyebildiğim yemekleri de sürekli bir çıkartma isteği oluyordu. Daha önceden böyle bir şikayetim olmamıştı. İlk defa oldu. Onu da ben soğuk algınlığı olarak hissetmiştim. Dedim herhalde ciğerlerimizi üşüttük. Nefes almamda zorlaşmalar oluyordu. Su dahi içemiyordum. Gece sürekli bir terleme oluyordu. Bu şekilde fark ettim. Aslında çok şükür şu an sağlığıma kavuştum, çok mutluyum. Ben burada bir şey söylemek istiyorum. Bu hastalığı geçiren biri korkmasın, Ankara’da çaresi var. Ankara’da bu hastaneye gelerek sorunsuz şekilde kendimi teslim edebilirim" dedi.
"İman tahtasıyla kalbinin arasında çok büyük tümör vardı"
Ameliyatı gerçekleştiren Doç. Dr. Ömer Faruk Demir, ’’Talha bize başvurduğunda dışarıda yapılan tetkiklerde iman tahtasıyla kalbi arasında çok büyük bir kitlesi vardı. Bu kitlenin uzun çapı yaklaşık 14 santim civarındaydı. Tabii hastamızın bu kitlesi kalbine çok ağır baskı uyguluyordu. Kalpten çıkan ana arterlerin üzerine çok ciddi bir baskı vardı ve arterlerin çapları çok ciddi daralmıştı. Bunun dışında kalp zarını tutmuş vaziyette görünüyordu. Yine sol akciğeri ve aynı kitle baş ve her iki kolunun damarsal drenajını sağlayan ana toplardamarlardan bir tanesinin içine girmiş vaziyette görünüyordu. Tabii gerekli tetkikleri tamamladıktan sonra özellikle bu tümörün buradan çıkartılması gerektiğine kanaat getirdik. Burada birkaç temel faktör bizim için önemliydi. Bir tanesi Talha‘nın klinik durumu çok ağırdı ve bu şekilde hayatını idame ettirmesi çok mümkün değildi. O yüzden ne yapabileceğimizi düşündük. Tabii hastamız çok genç bir hastaydı, bir de tümör yeri itibarı ve tuttuğu damarlar itibarı ile de çok nadir görülen bir şekilde başvurmuştu bize. Ki bu baş bölgesine ve kolların drenajını sağlayan ana damarı ameliyat esnasında yaklaşık 19 dakika kadar kapatmamız gerekti. Bu damarın içerisinden tümörlerini çıkartmamız gerekti. Damarı tekrar onarıp, çalışabilir vaziyette bıraktık. Ameliyattan sonraki süreçte Talha 48 saat kadar yoğun bakımda kaldı, ondan sonra yatağına aldık. Klinik durumu sabit gittikten sonra Talha ikinci günün sonunda ayağa kalktı ve klinik olarak çok rahatlamıştı. Başta ciddi bir nefes darlığı, halsizlik ve ameliyata yakın bir süreç içerisinde başlayan ağzında bir kanaması da olmuştu. Tabii ameliyattan sonra Talha’yı bu şekilde ayakta görüp gezdiğini, dolaştığını, nefes alabildiğini, ki ameliyatının daha erken dönemleri idi. Çift kademeli bir ameliyat yapmıştık aynı seansta Talha‘ya’’ ifadelerini kullandı.
Yapılan ameliyatın dünyada çok nadir ameliyatlardan biri olduğunun altını çizen Demir, sözlerine şöyle devam etti:
’’Tabii Talha’yı ameliyattan sonra bu şekilde görünce biz bir hekim olarak çok keyif aldık. Tıbbi durumu itibarıyla çok çok nadir yapılan bir cerrahi türü. Özellikle bu damar tutulumları ile alakalı yapabileceğimiz şeyleri değerlendirmek için literatürü taramamız gerekti, başka hocalarımızla konuşmamız gerekti. Tekrar tekrar pek çok katılımla Talha’yı tartıştık, ondan sonra böyle bir şeye karar verdik. O da dediğimiz gibi hastamızın çok genç olması ve mevcut haliyle hayatını idame ettirmesinde ciddi sorunlar yaşayacağına kanaat getirdiğimiz için Talha’yla ve ailesiyle de konuşup bu ameliyata karar verdik. Çok yüksek riskli bir ameliyattı. Talha‘nın boynundaki damarda bir tutulum vardı. Bu baş bölgesi ve iki koluna drenajını sağlayan damardır. Bu damarla ilgili literatürde kabaca 30 dakikaya kadar bu damarların kilitlenebildiği, yani tamamen kapatılabildiği yazıyordu. Bizim yaptığımız cerrahi sırasında bu damarı yaklaşık olarak 19 dakika kadar bağlı tuttuk ve 19 dakika içerisinde bu damarın içerisinden tümörü çıkartıp, damarı bir miktar da keserek tümörle beraber çıkarttıktan sonra onarımını tamamladık. Bugün bu halde olabildiğimiz için hepimiz çok mutluyuz.’’