Urfalı yazar, Tatlıses'le ilgili yazıyı geri çekti
Kurtoğlu, 'Tatlıses mi Urfa'ya, Urfa mı Tatlıses'e değer katmıştır?' başlıklı yazısını tepkiler üzerine geri çekti
Şanlıurfalı yazarlardan Mehmet Kurtoğlu,geçirdiği enfeksiyon nedeniyle bir süreden beri İstanbul'daki özel bir Hastanede tedavi altında bulunuyor.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın tedavi sürecini yakından takip ettiği Tatlıses safra kesesi ameliyatı olmuştu. MHP Lideri Devlet Bahçeli'nin telefonla arayıp sağlığını sorduğu Tatlıses'i dün de CHP eski Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ziyaret etmişti.
Her şey yolunda giderse 74 yaşındaki sanatçı bu hafta içinde taburcu edilecek. Tedavisine evinde devam edilecek.
Tatlıses'in sağlık durumu Şanlıurfalılar tarafından da yakından takip edilirken, dün ilginç bir durum yaşandı. Hemşerileri arasında yer alan yazar Mehmet Kurtoğlu, sosyal medya hesabından; 'Tatlıses mi Urfa'ya, Urfa mı Tatlıses'e değer katmıştır?' başlıklı dikkat çekici bir yazı paylaştı.
'Tatlıses, şehirden aldığı kadar vermemiştir.' diyen Kurtoğlu, tepkiler üzerine yazısını paylaşımdan kaldırmak zorunda kaldı.
İşte Kurtoğlu'nun paylaşıp kaldırdığı o yazı:
''Urfa'da; çok kimlikli, çok dinli, çok sesli bir korodur. Tatlıses Urfa'nın bu çok sesli korosunun tek sesli solosudur. Kürt anne ve Arap babadan doğmuş melez bir Urfalıdır. Daha derin bir kimlik incelemesi yapılırken, Mısır-Osmanlı savaşında Anadolu'dan çekilen Mısır'ın geride kalan izleri Hint soylu, Araplaşmış, Hindavi aşiretine mensuptur. Urfa'nın çok dinli tarihi şumul, geleneksel halk İslamı içinde Hanefi mezhebine bağlı, şehrin melami meşreb dini mekanında büyümüş tipik kenar mahalleli bir Urfalı.
Ramazan ayında oruç da tutar içki de içer. Sahnede dua da eder dansöz de oynanır. İsrail'de türkü çağırır Gazze için dünyada gözyaşları döker... Urfa'nın zengin mutfağı ve müziğiyle büyümüş olması damak zevki ve müzik zevki gelişmiştir.
Şehrin çok sesli korosundan ilhamla, melez varlığı ve Urfa hançeresiyle tek sesli solosunu yaratmış nevi şahsına münhasır bir türkücüdür.
"Tatlıses'i Tatlıses yapan sesi" kendisine Urfa vermiştir. Şöhret olunca şehrin zengin mutfağından ilhamla Tatlıses markası adı altında lahmacun, kebap ve çiğköfte salonları açmıştır. Her Urfalı gibi ancak hizmet sektöründe varlığını sürdürmektedir. Ticari hayatta üretime yönelmemiştir. Fabrikatör olmak yerine esnaf olmayı seçmiştir.

Bu girişimcilik dahi kendisine Urfa'dan bulaşmıştır. Çünkü Urfa lokantacılıktan fabrikatörlüğe bir türlü geçememiş bir şehirdir.
Peki Tatlıses onu Show'unda Urfalılığını dile getirirken şehre ne vermiştir?
Şehrin reklamını yapayım derken nasıl bir şehir resmi çizmiştir?
Şehrin iyi mi yoksa kötü mü tanınmasına vesile olmuştur?
Sözcük ve kavramların aynı zamanda sembolik/metaforik anlamları vardır. Mesela "mağara"nın olumlu bir çağrışımı yoktur. İlkel, karanlık, vahşi imajlar yaratır zihinde, olumlu değildir. Tatlıses'in mağara çıkışıyla Urfa özdeşleşmiştir. Hatta bazı dergiler mağara özel sayısı yapmışlardır..
Tatlıses'in olumlu yönü yorumculuğuyla Urfalıların güzel sesli olduğu kanaatini pekiştirmiş olmasıdır. Kendisi de bunun ispatı sübutu olmuştur. Ancak gösterilerde seviyesiz konuşmaları, sahnede hatunları rahatsız eden davranışları,zaman zaman rakiplerini tehditleri, dahası sahneden müzisyenleri kovması veya küstürüp kaçırması rahatsız edici davranışlardır.
Bu tutum ve davranışlar onun şahsında şehre veya şehrin insanına yansımaktadır. Çünkü şehirle özdeşleşmiş şöhretli bir şahsiyetin davranışı tüm şehre mal edilir. Tatlıses'in olumlu veya olumsuz davranışları Urfa'yla birlikte değerlendirilir. Show'unda yaptığı sıra gecesi gösterisi, Urfa'ya mahsus bu kadim geleneği ters yüz etmiş, mantar gibi ticari sıra geceleri türemiş, Urfalı çalıp oynayan, mendil sallayan, eğlendiren insana dönüşmüştür. Yüksek zevk, estetik ve bilgelikle yapılan, binlerce yıldır süregelen kadim sıra gecesi geleneğini piç etmiştir.
Allah'ın kendine bahşettiği güzel sesiyle Urfa türküleri söylerken, (güya kendince bir tarz yaptığını sanarak), ağzını gözünü eğip bükerek okuması özgün Urfa türkülerini bozmuştur. Urfa hançeresiyle söylenen türküleri bazen Arap hançeresine bazen Kürt hançeresine dönüşmüştür. Urfa'da Arap, Kürt hançeresi farklı, Urfa hançeresi farkıdır. Her hançerenin kendi güzelliği vardır. Her yöre kendi türkusünü kendi hançeresiyle söyler. Sanatçı yüksek ahlak, yüksek seciye, yüksek zevk sahibidir.
Rolmodeldir. Bu yüzden tehdit, kumar, adam dövme, mafya/babalik ve kadın konusu gibi avami şeylerle sanatçının anılması etik değildir. Bu bağlamda sanatçılığın içini güzel estetik olanla doldurmak gerekir. Daha doğrusu sanatçılık cehaletle değil bilgiyle, kabalıkla değil estetikle, incelikle örtüşür.
Turk medyasında popüler ve şöhret olmak; farklı ve aylon olmakla özdeşleşmiştir. Beyaz ekrandan populist binlerce şöhret gelip geçmiştir. Farklı ve aykırı olanlar bir görünüp bir kaybolmuştur. Neredeyse yarım asırdır beyaz camın eskitemediği Tatlıses, daha yolun başında iken mağarada doğdum, 15 yaşında kimlik kartım oldu, hiç okul okumadım diyerek dramdan/trajediden kendine şöhret yaratmış, ancak zirveye çıkınca Ebuzer Kadayıf, Şark Bülbülu ve Muhsin Bey gibi ironik filmlere ilham olmuştur. Bu filmlerle birlikte kırma/kırro Urfalı imajı daha da güçlenmiştir.
Tatlıses'in Allah vergisi sesinin güzelliği bütün ayıp ve eksikliklerini gizlemiş, hatta şöhretini daha da pekiştirmiştir. Ancak zirvede yalnızca ses ile kalmak mümkün değildir. Özel hayatlar, aykırı söylemler magazin kültürünun olmazsa olmazdır. Bugün onu zirvede tutan ses güzelliği yanında cehaleti ve mağara adamı vurgusu ve tartışmalı kavgalı hayatıdır. O, mağara vurgusu ve magazine konu olan kavgalarıyla hep gündemde kalmıştır. Aynı zamanda bu mağara vurgusu Urfalı imajina dönüşmuş, öyle ki zihinlerde Urfalılar mağarada yaşıyormuş kanaati oluşturmuştur.
Urfa'da "Oxfort vardı da mı okumadım?" diyen Tatlıses'in, doğduğu mağaranın önünden akan Karakoyun deresinin eski adi Daysan nehridir. Esessa/Urfa Okulu üniversitesinin)nun ünlü filozofu aynı zamanda devrinin ekol olmuş müzisyeni Bardaysan'ın, adını bu dereden aldığını, eskiden bu dere kenarında kadınlı erkekli şarkılar eşliğinde Urfalılann tiyatral oyunlar sergilediğini Tatlıses bilmediği için doğduğu kaya mezarını mağara diye tanıtmıştır.
Şehrin derin kültürünü bilmediği ve kenar mahalle Kamberiye'de büyüdüğü için kadim Urfa kültüründen habersizdir. Tatlıses Urfa'da okuyacak bir ilk okul bulamamıştır ama bu şehir geçmişte üç Üniversiteye sahip olmuştur. Din ve felsefenin okutulduğu bu üniversiteler tarihte ekol olmuştur. Ortaçağ'da Urfa "Doğunun Atinası" diye isimlendirilmiştir. Örneğin Edessa/Urfa üniversitesi hocalarından Aziz Afraim'in bu dereden geçerken Urfa kadınlan için 'Dünyanın en zeki kadınlan' tanımlaması yaptığını Tatlıses duymamıştır. Belki şehrin o derin kultúrlü damarından beslenen, zeki Urfa kadınlanndan birinin soyundan gelen bir çocuk olduğunun farkında değildir. Tatlıses o zeki kadınlardan birinin çocuğu olarak dünyaya gelmiş olmalı ki, eğitimsiz olmasına rağmen kıvrak zekasıyla kurmazlığıyla, yarım asırdir zirvede kalabilmiştir. Zirvedeki sarsılmaz duruşunda dahi şehrin kendisine vermiş olduğu hasletlerin etkisi vardır.
Tatlıses Türkiye'nin belli zenginleri arasında yer almış olmasına rağmen Urfa'ya ne yapmıştır? Urfa'da büyük bir yatırımı var mıdır? Bazı kimseler sıra gecesi guruplannın ticarete dönüşmesinin Tatlıses sayesinde olduğunu ve bundan insanlar ekmek yediği için iyi bir şey olduğunu söylüyor.
Tatlıses Urfa müziğini dejenere etmiş, sıra gecesini bozup ticari metaa dönüştürerek bir kadim kültürü bozmuştur. Urfalıyı kötü tanıtmıştır. Kendi ismiyle beraber Urfa ismi de müzik dışında kötü olaylarla anılmıştır. Şehirden aldığı kadar vermemiştir. Şöhretin ilk yıllarında yalnızca bir ilk okul yaptırmıştır o kadar. O servetiyle bir fabrika mı kurmuştur? Bir Kültür Merkezi mi yaptırmıştır? Oysa Urfa, onun adına bir kültür merkezi ve doğduğu mağarayı müze (?) yapmıştır. Urfa ile Tatlıses isminin en çok örtüştüğü yer işte bu mağaranın müze(!) yapılmasıdır. Sonra zirvede iken kaç Urfalı türkücünün elinden tutmuştur? Tekrar başa dönersek; Tatlıses mi Urfa'ya değer katmış, yoksa Urfa mı mağarada doğan Tatlıses'e değer katmıştır?''