Şanlıurfa’daki doktorlar Ankara’ya çıkarma yapacak

Şanlıurfa’da bir grup doktor, Ankara’da toplanmak üzere ‘Beyaz Yürüyüş’ başlattı.

12 Mar 2026 - 14:19 YAYINLANMA
15 Mar 2026 - 18:30 GÜNCELLEME
Şanlıurfa’daki doktorlar Ankara’ya çıkarma yapacak

Rabia Meydanı’nda bir araya gelen doktorlar, taleplerini de sıraladı. Doktorlar, ayrıca 14 Mart’ta Ankara’da buluşmak üzere Beyaz Yürüyüş başlattı.

Toplanan doktorlar adına açıklama yapan Derya Buldur, şunları söyledi:”14 Mart Haftası’nda hekimler ve sağlık emekçileri olarak, özlük haklarımız ve toplum sağlığı için Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi üyeleri ile birlikte ülkenin dört bir yanından yola çıktık. 14 Mart’ta Ankara’da buluşmak üzere Beyaz Yürüyüşümüz başladı.

14 Mart Tıp Bayramı ne yazık ki bizler için bir bayram olmaktan çıkmış; sesimizi, itirazımızı ve taleplerimizi duyurduğumuz bir mücadele gününe dönüşmüştür. Mevcut sağlık ortamında şiddeti konuşmadığımız, özlük haklarımız için mücadele etmediğimiz, liyakat, meslek onuru, emeklilik hakkı ve çalışma koşullarımız için söz kurmadığımız tek bir gün dahi kalmamıştır. Türk Tabipleri Birliği yıllardır Sağlıkta Dönüşüm Programı’nın hekimlerin, sağlık çalışanlarının ve halk sağlığının boynuna vurulmuş bir kement olduğunu dile getirmektedir. Bugün gelinen noktada tablo nettir: Türkiye’de yılda 1 milyardan fazla sağlık başvurusu yapılmaktadır. Kişi başına yıllık doktora başvuru sayısı 11–12’ye ulaşmış durumdadır. Bu sayı OECD ortalamasının yaklaşık iki katıdır. Ancak aynı Türkiye, OECD ülkeleri içinde kişi başına düşen hekim sayısında en alt sıralarda yer almaktadır. OECD ülkelerinde ortalama 1000 kişiye 3,7 hekim düşerken Türkiye’de bu sayı 2,2’dir.

Sağlık sisteminde önemli olan hastalığı önlemektir

Başka bir ifadeyle OECD ülkelerinde bir hekime yaklaşık 270 kişi düşerken Türkiye’de 430’dan fazla kişi düşmektedir. Yani hekim sayısı az, hasta sayısı çoktur. Sağlık sisteminde artan başvuru sayıları bir başarı göstergesi değil, çökmekte olan sağlık sisteminin alarmıdır. Bu tablo, sağlık hizmetlerinin niteliğini artırmak yerine sağlık sistemini ‘hızlı muayene – çok hasta – performans baskısı’ üzerine kuran politikaların sonucudur. İktidarın göreve geldiği günden itibaren sağlık hizmetlerinde özelleştirme artmış, kamusal sağlık hizmetleri zayıflatılmış ve sağlık harcamaları giderek özel sektöre aktarılmıştır. Sağlığa ayrılan kamu kaynaklarının payı sınırlı kalırken vatandaşın cepten yaptığı sağlık harcamaları sürekli artmıştır. Modern sağlık sistemlerinde esas olan hastalığı tedavi etmek değil, hastalığı önlemektir. Koruyucu sağlık hizmetlerinin güçlendirilmediği bir sistemde hastaneler dolup taşar, sağlık çalışanları tükenir, toplum sağlığı zarar görür. Bugün Türkiye’de sağlık sistemi tam olarak bu noktaya sürüklenmiştir.”

Doktorların iş yükü her geçen gün artıyor

“Şanlıurfa bunun en çarpıcı örneklerinden biridir.” diyen Buldur, şöyle konuştu:”Nüfusu yaklaşık 2,2 milyon olan kentimizde yılda 20 milyondan fazla sağlık başvurusu yapılmaktadır. Buna rağmen hekim sayısı Türkiye ortalamasının dahi altındadır. Bu durum hem sağlık çalışanları hem de hastalar için sürdürülemez bir tablo yaratmaktadır.

Artan iş yükü, güvencesiz çalışma koşulları, özel hastanelerde yaygınlaşan etik dışı ve güvencesiz çalışma biçimleri, sağlık sisteminin yapısal sorunlarına rağmen hekimlerin karşı karşıya bırakıldığı malpraktis davaları ve astronomik tazminatlar hem sağlık çalışanları hem de sağlık hizmeti alanlar açısından gerilimi artırmaktadır. Bu ortam sağlıkta şiddeti beslemekte ve sağlık hizmeti alanlarını giderek daha güvensiz hale getirmektedir.”

Buldur, yapılması gerekenleri sıraladı:

-Sağlıkta özelleştirme politikalarından vazgeçilmesini ve kamusal sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesini,

-Dinlenme ve sosyal alanların bulunduğu, insan onuruna yaraşır çalışma koşullarının oluşturulmasını,

-1. basamaktan itibaren iş barışını ve sağlık hizmetinin niteliğini bozan performans uygulamalarından ve Eziyet Yönetmeliği’nden vazgeçilmesini,

-Halkın sağlığı için eşit, ulaşılabilir, ücretsiz ve anadilinde sağlık hizmetinin yaygınlaştırılmasını, bunun için savaşa değil sağlığa daha fazla bütçe ayrılmasını,

-Sağlıkta şiddete karşı etkin önlemler alınmasını, cezasızlığa son verilmesini ve önleyici politikalar geliştirilmesini,

-Toplumsal barışı güçlendirecek politikaların hayata geçirilmesini talep ediyoruz.

Kaynak :
Baraj Gazetesi

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: