İsot isot olalı Şanlıurfa'da böyle bir fiyat görülmedi
Sebze fiyatları neden bu kadar arttı? İpar, bunun nedenlerini ve çözüm önerilerini anlattı. Göktepeli ise savaşı anımsattı: Gıda en büyük silahtır
Şanlıurfa'da son bir hafta içinde aşırı artan sebze fiyatları vatandaşın bütçesini zorlamaya devam ediyor.
Domates ve Patlıcan dışında Şanlıurfalının vazgeçemediği ürünlerin başında gelen İsot'un da yanına yaklaşılamaz oldu. Bazı vatandaşlar semt pazarlarında çektikleri etiket fiyatlarını sosyal medyada paylaşıyor. İsot'un 300 lira olduğunu gösteren fotoğrafa yorum yapan bazı vatandaşlar, ilgili kurumlardan fiyat artışlarına karşı gerekli tedbirleri almasını talep ediyorlar.
SEBZEDE FİYAT ARTIŞLARININ NEDENLERİ
Fiyat artışlarını değerlendiren Şanlıurfa Ziraat Odaları Birliği İl Koordinasyon Kurulu ve Hilvan Ziraat Odası Başkanı Hikmet İpar, İsot ve diğer ürünlerdeki artışı normal bir durum gibi kabul etmenin mümkün olmadığını söyledi.
Sebzede fiyat artışlarının bir tek nedeni olmadığını, bir çok faktörün bir araya gelmesiyle bu tablonun ortaya çıktığını anlatan İpar, şu yorumu yaptı:
''Artan maliyetlerden dolayı üretim aralarında ciddi bir daralma söz konusu. Her yıl üretici ekim döneminde bir hesap yapıyor. Maliyetlere ve ürünün geçen yılki ve bu yılki fiyatına bakıyor. Üretmesem mi acaba diye düşünüyor ya da üretim alanını daraltıyor.
Üretim azlığı fiyat artışlarındaki en önemli faktörlerden birisidir. Bunun da önüne geçen bir başka faktör iklim şartları. Akdeniz bölgesinde, seracılığın yaygın olduğu yerlerde ciddi yağışlar oldu, seralar sel suları altında kaldı, ürünler zarar gördü. Arz talep dengesi bozuldu.
Akaryakıt ürünlerindeki artıştan dolayı nakliye giderlerinin artması da bir başka etken. İhracattan dolayı fiyatlar yükseldi iddiasının da doğru olduğunu düşünmüyorum. Tam aksine körfez bölgesine savaş ortamından dolayı ihracat durdu.
Sebzedeki bu fiyat artışlarının bir hafta ya da 10 gün içinde düşerek normal seviyeye yaklaşacağını tahmin ediyorum. Bunlar biraz depoda bekletelim, fiyatlar yükselince satalım denilebilecek ürünler değildir. Tabi ki savaşın psikolojik bir etkisinin bulunduğunu da belirtmek lazım.
TARIMDA ZOR BİR DÖNEM BİZİ BEKLİYOR
Açıkça vurgulamak gerekirse üretim açısından zor bir döneme giriyoruz. Mazot ve gübre maliyeti , enerji, işçilik giderleri artarken, ürün fiyatının yerinde sayması elbette mümkün değildir.
Ülke tarımını yönetenlerin görevi fiyat artışlarına sebep olan bütün bu faktörleri değerlendirip uygulanabilir ve sürdürülebilir tarım politikalarını hayata geçirmek olmalıdır. Ancak bu şekilde üreticinin üretime devam etmesi ve tüketicinin uygun şartlarda bunları alması sağlanabilir.
Mazot ve gübvrede temel destek diye bir şey getirildi. Dekar başına 2025 yılı için 244 lira bir ödeme öngörülüyordu. O bile verilmiş değil. Çiftçiyi destekleyen, üreticiyi koruyan politikaların bir an önce hayata geçirilmesi gerekiyor. Tarım ve Orman Bakanlığından radikal adımlar bekliyoruz''
GIDA EN BÜYÜK SİLAHTIR
Öte yandan yöre üreticilerinden Tansu Göktepeli de artan girdilerden yakınıyor. Artan mazot fiyatı yüzünden plastik ürünlere de zam geldiğini anımsatan Göktepeli, ''Malç, damlama gibi ürünlerin satışı kapalı üretim durdu hammade yok diyenler var. Sulama kredisi 2-3 senedir aynı yükselmedi. Proje hazırlayıp kredi almak, TKDK'ya proje hazırlamakla aynı.'' dedi.
Savaş halindeki İran'da tarımsal girdi maliyetlerinin Türkiye'ye oranla çok daha düşük olduğunu anlatan Göktepeli, şu konuya dikkat çekti: ''İran’ın nüfus 90 milyon, Türkiye nüfusu 86 milyon, İki ülkede de enflasyon yüksek, para değersiz. Ama İran bize göre avantajlı. Çünkü tarımsal maliyeti bizden 40-50 kat aşağıda. Savaş halinde bile ihracat yapabildi. Nüfusunu aç bırakmadı. Bizde aynı durum yaşansa bir malı diğer şehre götüremezsiniz. Artık topla, tüfekle savaşılmayacağını öğrenmek lazım. Savunma halindeyken, gıda en büyük silahtır.''