Bu günah, 50 yıldır şehri yönetenlere yeter de artar bile!
Şanlıurfa'da şiddetli yağışın yarattığı altyapı yetersizlikleri sosyal medyada tartışma konusu oldu
Şanlıurfa'da şiddetli yağışla birlikte ortaya çıkan üst yapı ve altyapı sorunları kentin en önemli gündem maddesi oldu.
Şanlıurfa Kent Konseyi eski Başkanı Yusuf Sabri Dişli, DSİ'nin ilimizde 2023 yılı Mart ayında yaşanan sel felaketinden sonra start verdiği 'Taşkın Koruma Projesi'yle ilgili Direkli'de çekilen fotoğrafı paylaştı. Kentte yoğun yağışın altyapı kapasitesini aştığına dikkat çeken Dişli, dere yatakları çevresindeki kaçak yapılaşmaların akışı kesip set oluşturduğunu ve sel riskini büyüttüğünü dile getirdi.

Bu tabloyu sorgulayan isimlerden biri de Urfalı yazarlardan Mehmet Kurtoğlui. Bizans imparatoru Jüstinyen'in inşa ettiği, eski adı Daysan sonraki adı Karakoyun olan dereden sel sonrası dronle çekilmiş görüntüyü paylaşan Kurtoğlu, o yıllarda şehir, sel felaketinden kurtarılırken, XXI.yüzyılın modern(!) Urfasında ise kentin sel felaketiyle imtihan olduğunu aktardı.
''Allahın rahmeti berrak yağmur suyu bu şehrin toprağına düştüğünde kırmızı çamura dönüşüyor'' diyen Kurtoğlu, şu yorumu yaptı:
'Rahmeti zillet yapıyor bu şehir. Bu günah, bu ayıp son elli yıldır şehri yönetenlere, idare edenlere, özellikle bu şehirdeki mimarlara, mühendislere yeter artar bile.
Sel, yapılaşma, şehircilik sorunu bugünün değil kırk elli yıl öncesinin sorunu... Bu sorunlar süreç içinde kronikleşmiştir.
Medeniyetin doğduğu yer Urfa diye övünenler, bu fotoğrafa bakıp medeniyet ve şehircilikte nerede olduğumuzu, hatta kadim bir şehrin nasıl öldürüldüğünü görebilirsiniz.
Zeka da mantık da aranmıyor bu şehirde!
Roma bakiyesi, ihtişamlı kadim bu şehir nasıl oluyor da Afganistan, Hindistan gibi geri kalmış ülkelere benziyor? Eski Urfa'ya bakarak yeni Urfa'yı kıyasladığımızda, sosyo-kültürel, mimari ve şehircilik bağlamında Urfa'nın ne denli geriye gittiğini görebilirsiniz. Şahsen Ankara'dan Urfa'ya bakarken sevinemiyorum, bu şehri terk eden Hz. İbrahim, bu şehirden kaçan Hz. Yakup ve bu şehirden çıkıp bir daha dönmeyen şair Nabi, şair Hilmi, şair Halil Gülüm gibi ağıt yakıyorum.''
Ders almıyoruz, yasalar uygulanmıyor
''Urfa'ya Daysan Deresi'ni kazdıran imparator Jüstinyen bu manzarayı görse herhalde bize hoş şeyler söylemez.'' diyen yazar Selahattin E.Güler ise ''Okumayan ve tarihten ders almayan bir topluma asla birşey anlatamazsın.'' ifadelerini kullandı.
Sanat Tarihçisi/Yazar Cihat Kürkçüoğlu, "Bir musibet bin nasihattan evladır'' atasözüne atıfta bulunarak, ''Bu kaçıncı musibet, bu kaçıncı nasihat?'' diye sordu ve şunları ekledi: ''Bütün mesele; dere yatağına, tarım alanlarına, sit alanlarına yapılan kaçak yapılara göz yummazsam bana oy vermezler mantığı. Böylece oy alacağım diye talana, felaketlere göz yumuluyor, yasalar uygulanmıyor.''
Dere, yatağını unutmaz!
Sosyal medyaya yansıyan diğer bazı yorumlar şöyle:
Doğan Gündüz: Suyun yolunu kesmeyeceksiniz ! Eğer keserseniz su kendi yolunu mutlaka açacaktır. Bu Tarih boyunca hep böyle olmuştur.
Halil Dağ: Bu set dünkü yağışı ve akan suyu taşıyamaz. Bu setin hemen dibinde suyu kademeli olarak kanalizasyona aktarmak lazım. Sıkıntı şu ki akan suyun getirdiği malzeme rögar tıkanıklığına neden oluyor, yer altına alınan su miktarı düşüyor yer üstünde ilerliyor.
İsmail Mutlu: Direkli'de gölet kesin yapılmalı, yoksa her yıl böyle taşkınlar olur