İstanbul’da yaşayan evli ve 2 çocuk babası Halil Bal, 2024 yılında bağırsak alışkanlıklarında değişiklik yaşamaya başladı. Bir yakınlarını ziyarete gittiklerinde, aynı belirtilerin kendisinde de olduğunu fark eden Bal, bunun üzerine vakit kaybetmeden hastaneye başvurdu. Yapılan tetkikler sonucu, kolon kanseri teşhisi konulan Halil Bal, ışın tedavisi ve kemoterapi almaya başladı. Ameliyat aşamasına gelindiğinde, karın duvarına torba takılarak hayatına stomalı şekilde devam edeceğini öğrenen Bal, yaptığı araştırmalar sonucu Prof. Dr. Erman Aytaç’a ulaştı. Aytaç ve ekibinin robotik cerrahi ile gerçekleştirdiği operasyon sonucu Bal, kısa bir süre torba ile yaşadıktan sonra tedavinin devamında torbanın çıkarılmasıyla normal hayatına döndü.
Hastalık geriledikten sonra ameliyat edildi
Başarılı operasyonla ilgili konuşan Memorial Bahçelievler Hastanesi’nden Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Erman Aytaç, "Halil Bey bizim beklediğimiz yaş ortalamasından daha erken yaşta bu hastalıkla yüzleşmiş bir hasta. Bu hastalık istisnai de olsa, ailevi olmamasına rağmen erken yaşta olabiliyor. Hastamızda bu hastalık oldukça aşağı yerleşimliydi. Bu yüzden öncelikle ilaç ve ışın tedavisi aldı, bu tedaviyle var olan hastalık evre olarak geriledi ve bu bölgedeki anüs kaslarını kurtarabilecek hale geldi. Sonrasında hastaya robotik ameliyat uyguladık. Robotik cerrahi ile var olan hastalığını anüs kaslarını koruyarak oradan uzaklaştırdık ve kalın bağırsağını tekrar anüse bağlayarak stomasız bir şekilde, torbası olmadan hayatına devam edebilmesini sağladık" dedi.
"Buradaki en önemli nokta, ilaç ve ışın tedavisini doğru zamanda kullanmak ve ameliyat yöntemini robotik cerrahiden yana kullanmak oldu. Robotik cerrahi hem bu ameliyatı kapalı yöntemle yapmamızı hem de ortaya çıkabilecek problemleri minimale indirmemizi sağlayacak sinirleri ve kas yapılarını korumamıza imkan tanıyor" diyen Prof. Dr. Aytaç, daha sonra hastanın karaciğerinde gerçekleşen metastazın da tecrübeli bir ekip tarafından alındığını belirtti.
"Kalıcı olarak torba kullanmasını engellemiş olduk"
Hastaya teşhisin 3’üncü evrede konulduğunu belirten Prof. Dr. Erman Aytaç, "Biz torbayı geçici olarak kullandık, kalıcı olmasını engellemiş olduk. Çünkü belli bir teknolojik alt yapı ve tecrübe gerektiriyor. Kemoterapi ve radyoterapi uzun yıllardır rektum kanseri dediğimiz kalın bağırsağın son 10 cm’lik bölgesinin tedavisi için kullanılmakta. Ama robotik cerrahi gerçekten çok yeni bir yaklaşım ve ülkemizde de başarılı şekilde pek çok merkezde kullanılmaya başladı" diye konuştu.
Basit belirtileri ihmal etmeyin
Mart ayının Kolon Kanseri Farkındalık Ayı olduğunu hatırlatan Aytaç, sözlerini şöyle noktaladı: "Maalesef bu hastalık artık çok genç yaşlarda görülebiliyor. Bağırsak alışkanlıklarında değişiklikler, küçük kanamalar, bazen ishal, bazen kabızlık gibi belirtiler çok farklı hastalıklarla beraber de olabildiği için insanlar önemsemeyebiliyor. Ama bu belirtileri olan herkesin, özellikle 45 yaş ve üstü ise kolonoskopi yaptırmasını istiyoruz. Ailede yatkınlık varsa bu daha erken yaşlara çekiliyor. Zamanında yapılacak kolonoskopi kalın bağırsak kanserinin gelişmesini engelleyebiliyor. Çok erken seviyede bu hastalığın yakalanmasını ve tedavi edilmesini sağlayabiliyor."
Bayram arifesinde kanser olduğunu öğrendi
Tedavi sürecinde pozitif kalmanın önemine vurgu yapan Halil Bal, yaşadıklarını şöyle aktardı: "Anormal giden bir durum vardı bağırsak alışkanlıklarıyla ilgili. Bir tanıdığımıza da rektum kanseri tanısı konunca aynı belirtilerin bende de olduğunu fark ettim. Genel cerrahi muayenesi sonucu böyle bir tanı konuldu. 2024 yılı Kurban Bayramı arifesinde çıkan sonuçlarla kolon kanseri olduğumu öğrendim ve bayrama bu şekilde girdik. Devlet hastanesinde tedavimize başladık. 25 seans kadar ışın tedavisi, 6 kür kemoterapi aldım. Daha sonra cerrahi operasyon için Erman hocamıza ulaştık."
Şuanda belli aralıklarla pelvik taban rehablitasyonu alan Bal, "Şu an çok şükür bir sıkıntı yok, normal hayata döndüm. Her zaman pozitif oldum, kendimi hep iyi hissettim, inancımız tamdı. İşime de başladım, daha da iyi olacak inşallah. Allah kimsenin başına vermesin. Mücadele etmek, güçlü olmak, araştırmak ve pozitif olmak gerekiyor. Hastalık tanısı konduğunda ve tedaviye başlandığında ilaçlar sinir sistemini yıpratıyor. Kötü düşüncelere kapılabiliyorsunuz. Bu konuda ailem ve eşim hep destek oldular. Evde hasta varmış gibi davranmadık. Hep pozitif olduk. Doğru zamanda, doğru teknoloji ile emin ellerde çok güzel sonuçlar çıkıyor. İyi araştırmak, pozitif olmak gerekiyor, gerisi takdiri ilahi" dedi.
Ameliyat sonrası pelvik taban rehabilitasyonu yaşam kalitesini artırıyor
Pelvik Taban Fizyoterapisti Mervenur Tapan ise, "Hasta ameliyat sonrası bize geldi. Stomalı dönemde, prerehabilitasyon dediğimiz, stomada gözlemlenen bazı komplikasyonları azaltmak için bir tedavi uyguladık. Aynı zamanda bu dönemde bağırsak kaslarını, anüs kaslarını kullanamadığı için kas kontrolünü artırmaya yönelik egzersizler yaptık. Stoma kapatıldıktan sonra hastalarımızda bazı pelvik taban disfonksiyonları görülebilmekte. Bu disfonksiyonlar arasında dışkıyı tam boşaltamama ya da dışkı kontrolünde zayıflık gibi şikayetler oluşabilmekteydi. Halil Bey’de de bu sorunlar vardı. Biz de bundan kaynaklı kişiye özel rehabilitasyon yaklaşımlarıyla kişinin yaşam kalitesini artırmaya yönelik egzersiz programı oluşturduk" dedi.
Pelvik taban rehabilitasyonunun yaşam kalitesini artırmasındaki önemine dikkat çeken Tapan, "Pelvik taban rehabilitasyonu özellikle alt rektum cerrahilerinde, Low Anterior Rezeksiyon Sendromu (LARS) dediğimiz durumun oluşmasını engellemede ve yönetiminde büyük önem taşımakta. Hasta ameliyat olsun ya da olmasın kemoterapi ve radyoterapi kas sistemini etkilediği için bu hastalarda mutlaka rehabilitasyonla ilerlemek hastanın yaşam kalitesini artırmakta çok önemli" ifadelerini kullandı.
